1998
Sokağa bakıp, “Yağmur cennette de böyle yağıyordu” yazdım deftere, Bir şişe anzorot, bir tas sarımsaklı cacık söyledim; Kapıdan, apartmanlar arasında sıkışmış kara bulutlara baktı garson, “Çok su dökmez, kesilir ikindide yağmur” dedi gülerek, Adisyonun bir sayfasını çevirip, tezgâhına döndü meyhanenin. Damlaları izlerken, “Yağmur İstanbul’u ıslatıyor” yazdım peçeteye, Cennetin kır çiçeklerini arıyordum gündüzcü meyhanelerinde; Kalbim…

